Sınav Taktikleri

Düşüncelerimiz hayatımıza yön verir. Onlarla beynimizi programlarız. Ve sahip olduğumuz bu programlardan yola çıkarak, seçimlerimizi yapar ve hayatımızı şekillendiririz.

Düşüncelerimiz ve yaşadığımız hayat sıkı fıkı iki dost gibidirler. Sürekli birbirlerini destekler ve ortak kararlar ışığında hareket ederler.

Şimdi sen sevgili arkadaşım, sınav ânında başına gelebileceğinden korktuğun kötü şeyleri düşünür ve onların aklına gelmesine izin verirsen, duyacağın yankı onların sesi olacaktır.

Bu nedenle bu düşüncelere karşı kendini korumalısın. Bu tarz sohbetlerden mümkün olduğunca uzak durmalısın. Ama isteğinin dışında olur da duyarsan, hemen içinden;

“Bunlar beni etkilemiyor. Ben sınavda son derece rahat olacağım ve en muhteşem halimle o sırada oturacağım!” gibi arka arkaya hızlı telkinler ver. Bu telkinler seninle o olumsuzluklar arasına duvar örecek ve seni koruyacak.

Ailen de ister istemez, iyi niyetle de olsa seni heyecanlandıracak bazı davranışlar sergileyecek.

Sınavdan önceki birkaç gün, seni rahatlatmak amacıyla “istediğin her şeye evet demek”, “evde sınavdan bahsedilmemesine özen göstermek”, “laf aralarına; heyecanlanma yavrum, altı üstü sınav, gibi telkinler sıkıştırmak”, “konu komşuya, akrabaya, aman sınavdan sakın söz açmayın, gibi tembihatlarda bulunmak”, “hapşırsan on paket mendili bir saniyede hizmetine sunmak”, “tuvalette biraz uzun kalsan, ne oldu yavrum, yoksa ishal misin, gibi endişeli bakışlar eşliğinde panik yapmak”, “senden gizli fısır fısır birbirleriyle konuşmak”, “sen hele bir kazan, istediğin bilgisayarı hemen alacağım, şeklinde motivasyon çalışmaları yapmak” gibi bir çok eylem gerçekleştirecekler.

Bu eylemler dozunda yapılırsa seni gerçekten rahatlatır, ama ölçüsü kaçarsa senin üzerinde heyecan ve baskı yaratma olasılıkları vardır.

Bu sebeple sen heyecana kapıldığın anda telkinler vererek, sana birazdan öğreteceğim senaryo egzersizini kullanarak, bilinçaltı antrenmanı yaparak kendini hazırlamalı ve sakinleştirmelisin.

Eğer senin ailen;diye baskı katsayısı yük “hele kazanma da göreyim seni eşek sıpası, sanayide çırak olunca anlarsın hanyayı konyayı”, “biz senin için saçımızı süpürge ettik, varımızı yoğumuzu harcadık. Kazanmazsan her şey boşa gidecek.” sek konuşmalar yapanlardan ya da “evladım bak sen oku adam ol. Bizim çektiklerimizi çekme. Ben senin yaşındayken...” gibi bitmek tükenmek bilmeyen nasihatler verenlerdense, sana vereceğimiz tavsiyelere daha çok ihtiyacın var!

Ailene fazla müdahale edemezsin, çünkü onlar nasihat de verseler, her şeyi abartarak sana hizmet etmeye de başlasalar, bağırıp çağırsalar da tüm bu eylemleri senin için yapıyorlar. Davranıştan hoşlanmasan da niyet iyi olduğu için anlayış göstermeli ve onlarla ağız dalaşına girip kalp kıracağına, kendini olumsuz etkilerden korumalısın.

Tabi onlarla karşılıklı oturup sınav yaklaştığında sana nasıl davranılmasını istediğini güzel güzel konuşup anlaşabilirsin.

Eğer aile yapın bu duruma uygunsa, bunu mutlaka yapmalısın. Uygun değilse bile, “ya tutarsa” diyerek şansını denemelisin. Ne olursa olsun, sakinliğini koruman şartıyla tabi ki!

Her şeyden önce, sınavdan bir önceki günü ne sen abart ne de abartılmasına izin ver.

Önceki gece erkenden yatıp uyumak için yatakla boğuşmak, sabah bir kuş sütünün eksik olduğu kahvaltıyı midene gümletmek, bilinçaltına şu mesajı verir: “Eyvaaah mühim bir mesele var ki son dileğimi yerine getirme usulü üzerime
titriyorlar. Yok yok bunun sonu iyi değiiiil!”


Her zaman hangi saatte yatıyorsan o saatte gir yatağa. Haa, erken uykun gelirse, daha önce de yatabilirsin. Ama uykun yokken, kendini zorlayarak erken yatıp uyumaya çalışmak seni sadece yorar.

Sabah normal bir kahvaltı yap. “Şunu yeme sınavda karnın ağrır”, “Çok çay içme, çişini getirir.” gibi söylemlere kulak asma. Hatta daha öncesinden sana böyle şeyler söylememeleri için ailenle pazarlık et!

Ardından kahraman edasıyla, zihninde alkış seslerini duyarak, dimdik evinden çık ve sınavın sonuna kadar bu tavrından taviz verme.

Gözetmen asık suratlı, iri yarı “Frankeştayn” tipli biriyse bile, sana ne! Seni yiyecek hali yok ya! Sen korkunç canavardan güzeller güzeli prensesi kurtaran beyaz atlı prenssin! Ya da kötü adamların  canına okuyan Charlie’nin meleği!
Evet sen busun arkadaşım! Ve bu tavrından vazgeçmemek için yapman gereken önemli bir şey de kendi LYS senaryonu hazırlaman ve bu senaryoya göre kendini programlaman. Ancaaaaak senaryonu hazırlamadan önce dikkat etmen gereken önemli bir nokta var!

Sana her şeyi son derece pozitif düşünmeni söyleyen ve sana “sınav gününün harika geçeceğini her akşam zihninde canlandır.” diyenlerin seni hayal kırıklığına sürükleyebileceklerini göz önünde bulundurmalısın. Her şeyin mükemmel olacağını hayal edersen, sınav günü hayalindeki mükemmellikle karşılaşmadığında, bu seni yıkıma götürür.
Aynı şekilde tüm mükemmelliklerin bir araya gelmesi nasıl mümkün değilse, tüm olumsuzlukların bir araya gelmesi de mümkün değildir. Bu sebeple arkadaşım, zihninde sınav gününe yönelik kaygıya kapılıp, başına gelebilecek olumsuzlukların listesini hazırlamanın aslında ne kadar gülünç olduğunu fark etmelisin.

Hayatta her şeyin bir dengesi vardır. Çelişkilerde bile denge gizlidir. Bu nedenle her şeyin mükemmel olmayacağı ve yine her şeyin korkunç olmayacağı konusunda seninle anlaşmış bulunuyoruz, değil mi?
Öyleyse sen şimdi bundan yola çıkarak kendi senaryonu yaratacaksın. 

Bu senaryoyu yaratırken, çeşitli olumsuzlukların var olabileceği ihtimalini de göz önünde bulunduracaksın. Ama başrol oyuncusu olan sen, bu olumsuzluklar karşısında pes edip yıkılan bir sen değil, onlara rağmen gücünden ve inancından hiçbir şey kaybetmeden yoluna devam eden bir sen olacak.

İşte gerçek pozitif düşünce budur arkadaşım! Yani Polyannacılık asla değildir. Sandıktan çıkan koltuk değneğine sevinmek, asla istediğin bebeğe kavuşamamanı sağlar.

Senin yapman gereken, olumsuzlukları göz ardı edip, tozpembe bir dünya yaratmak değil, olumsuzlukların varlığını da kabullenip, onları aşabilmektir. Sana bu durumu bir örnekle açıklayayım:

Problem: Sınavda oturacağın sıra küçük ve zorlukla sığıyorsun.

Polyanna: Sıranın küçük olması hiç önemli değil! Benim ona oturacak bir popom var! Ya olmasaydı? O zaman nasıl yaşardım? Popomu ve hayatı seviyorum!

Negatif Düşünce: Şu şansa bak ya! Bu sırada hayatta rahat edemem. Şimdi sırf bu yüzden dikkatim dağılacak! Her tarafım ağrıyacak! Bir sürü yanlış yapacağım. Bu ne biçim bir sistem! Hiç adil değil. Millet rahat rahat sıralarda otursun, bana denk gelene bak!

Pozitif Düşünce: Evet sıra küçük. Çok rahat edemeyeceğim belli. Ama ben bu kadar emeğimin karşılığında bir sıraya yenik düşmeyeceğim. Hayatta rahatsız olduğum başka durumlar da oldu ve hepsi geçti, gitti. En iyi ruh halimle sonuna kadar gideceğim. Ve bu olay da ben üniversiteye gittiğimde komik bir anıya dönüşecek! Nasıl da yamularak sınavı kazandığımı anlatacağım herkese!

Gerçek pozitif düşüncenin ne olduğunu anladığına göreee; ben sana örnek bir senaryo vereceğim. Benim amacım sana doğru yöntemi göstermek, senin adına bir senaryo yaratmak değil. Sen yöntemi kullanarak sana göre doğru ve anlamlı gelen senaryonu hazırlayacaksın.

Sınav Senaryosu: Sınav öncesindeki gece hafif bir heyecan var içinde. Kaygılı düşünceler zihnine nüfuz etmeye çalışıyor. Ama sen kendini oyalayarak ve telkinler vererek onları dengede tutmayı başarıyorsun. Uykunu getirmekte biraz zorlanıyorsun. Bu sebeple “uyumam gerek” gibi stres katsayını arttıracak düşünceleri uzaklaştırıp kendi haline bırakıyorsun.

Bir süre sonra uykun geliyor ve herkese iyi geceler diyerek yatıyorsun. Sabah olduğunda heyecanın biraz artmış gibi. Ama sen heyecanın hiç olmadığı yerde başarının olmayacağını biliyor ve bu heyecanı sana güç verecek şekilde yönetiyorsun. Sakin bir kahvaltıdan sonra ailenle okula gidiyorsunuz.

Onların yüzlerindeki endişeli ve kaygılı ifadeye rağmen, sen soğukkanlılığını korumayı başarıyorsun.

Zil çalıyor. Kulak tırmalayan sesiyle yüreğin hoplayıveriyor. Ama sen hemen kontrolü tekrar ele alıyor ve nefes alışverişini düzenleyerek, ailenle vedalaşıp sınav salonuna gidiyorsun.

Sınav salonu biraz havasız. İçeri girmeden derin bir nefes alıp sırana oturuyorsun. Havasızlığı doğal karşılayıp, bir yudum su içerek kendini rahatlatıyorsun.

Kitapçıklar dağıtılıyor. Zil tekrar çalıyor ve sınav başlıyor. Soruları çözmeye başlıyorsun. En iyi olduğun konudan başladığın için gevşediğini ve kendine olan güveninin arttığını hissediyorsun. Derken bir soruya takılıp kalıyorsun. Aslında ona benzer bir soruyu daha önce çözmeyi başarmıştın ama nedense şimdi bir türlü sonuca ulaşamıyorsun. Birden sinirlerin bozulmaya başlıyor ve birkaç saniyeliğine gözlerini kapatıyorsun.

Soruyla boğuşmanın onu çözmeni sağlamayacağı gibi, sana zaman kaybettireceğini hatırlıyorsun. Aynı çok iyi bildiğin bir şarkının adını unuttuğunda, hatırlamaya çalıştıkça senden daha da uzaklaşması gibi. Biliyorsun ki; onu bırakıp yoluna devam edersen, işi bilinçaltına devretmiş olacaksın. Ve çözüm sen başka bir sorudayken aklına gelecek. Yine aynı şarkıyı düşünmeyi bıraktığında, bir anda hatırladığın gibi.

Sakinleşmeyi başarıp, bir sonraki sorudan devam ediyorsun. Karşına birkaç zor soru çıkıyor. Onlara takılmadan sonra dönmek üzere işaretleyip yeni sorulara doğru yelken açıyorsun.

Derken gözetmelerin fısıltıları çalınıyor kulağına. Bir anlık bir dikkat kaybına uğruyorsun ve iki seçeneğin olduğunu fark ediyorsun. Ya kafayı bu seslere takacak ve değerli zamanını harcayacaksın ya da onları kendi haline bırakıp soruya odaklanacaksın. Sen bir yıldır psikolojik olarak da kendini başarıyla hazırlamış biri olarak, ikinci seçeneği seçiyor ve bir soruyu daha başarıyla çözüyorsun.

Optik formada cevaplandırdığın soru sayısı arttıkça, hissettiğin rahatlık ve güven daha da artıyor.
Sınavın son 15-20 dakikasında atladığın ve takıldığın sorulara tekrar geri dönüyorsun ve onların bir kısmını başarıyla çözüyorsun.

Sınavı sonlandıran zil çalıyor. Kitapçığını teslim ediyor ve salondan ayrılıyorsun. Garip bir rahatlık var bedeninde. Nihayet dinlenmek ve kendini dinlemek için önünde tam üç ay var! Artık bitti! Bugünden itibaren henüz neresi olduğu kesin olmasa da sen bir üniversitelisin!

Yürüyüşün bile değişiyor. Bahçede seni heyecanla bekleyen ailenin yanına uçarcasına gidiyor ve “Bu iş tamam, bazı aksilikler oldu. Salon havasızdı, gözetmenler aralarında konuştular, birkaç soruya takıldım falan ama hiçbiri beni fazla etkilemedi.” diyerek müjdeyi veriyorsun.

Sen de sevgili arkadaşım, örnekte olduğu gibi kendi senaryonu yazarken abartmadan, makul bir şekilde çıkabilecek aksilikleri de göz önünde bulundur. Ve mutlaka senaryonda bu aksiliklerin başarıyla üstesinden gelen ve kazanan bir sen olsun.

Hemen sevinme, henüz işin bitmedi! Senaryoyu yazdın tamam, ama onu nasıl kullanacaksın?

İşte Sana Sınav Anı Reçetesi:

Günde en az bir kere bu senaryoyu düşünmeli ve kendini onu yaşarken hayal etmelisin. Bunun için akşamları uykuya dalmadan önceki beş dakikanı ayırman en ideali olacaktır. Bunu her gün yapmalısın. Atalarımızın dediği gibi, bir şeyi 40 kere söylersen gerçek olur misali, zihnin aksilikleri aşabilen bir sana odaklanacak ve sınav günü ne olursa olsun, sen motivasyonunun ve güveninin yüksek olduğunu göreceksin.

Ver her zaman söylediğim gibi sevgili arkadaşım, bunun işe yaraması için senin derslerine çalışıyor, programına uyuyor ve hedefine doğru eylemlerini organize ediyor olman lazım. “Sınav gününü kurguladım, şimdi tek yapmam gereken, gerçekleşmesini beklemek!” gibi bir yaklaşımın ne kadar da etkili bir kendini kandırma yöntemi olduğunun umarım farkındasın.

Sonuçta sınav günü her şey mükemmel olmayacak ve her şey korkunç olmayacak. Orta şekerli bir kahve gibi biraz acı ve biraz tatlı bir gün olacak.  Sen kazandıktan sonra ilerleyen yıllarda tadı gitgide tatlılaşacak, acılık kaybolacak.
Ama eğer birkaç aksiliğe takılıp pes eder ya da başarına mani olmasına izin verirsen; öyle acı bir hal alacak ki ağzını kavuracak. Sen bilirsin! Nasıl bir kahve içmek istediğine sen karar ver sevgili arkadaşım!
 
Ücretsiz ön görüşme yapmak için bizden randevu almanız yeterli olacaktır.

Sınav Koçluğu Eğitimi için ilgili detaylı bilgi için :

İzmir Sınav Koçluğu Eğitimi için 0(232) 422 59 540(232) 422 59 54 yada 0 (535) 667 32 240 (535) 667 32 24 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya İzmir Sınav Koçu tıklayabilirsiniz.
 
Denizli  Sınav Koçluğu Eğitimi için  0 (258) 213 0 999-  0 (532) 100 11 65  numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya Denizli Sınav Koçu tıklayabilirsiniz.

Antalya’ Sınav Koçluğu Eğitimi için 0 242 323 73 150 242 323 73 15 yada  0 (505) 445 15 31 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya  Antalya Sınav Koçu  tıklayabilirsiniz.

Muğla Sınav Koçluğu Eğitimi için  0(252) 213 00 98 - 0 (532) 100 11 65(532) 100 11 65  numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya Muğla Sınav Koçu  tıklayabilirsiniz.

Ankara Sınav Koçluğu Eğitimi için  0(252) 213 00 98 - 0 (532) 100 11 65(532) 100 11 65  numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya Ankara Sınav Koçu  tıklayabilirsiniz.

Sınav Koçluğu Sertifika Programı

 
Bu makale şu konularla ilgili olabilir :sbs sınav taktikleri - dgs sınav taktikleri - sınav taktikleri ygs - sınav taktikleri ve sınav öncesi öneriler sorular -

Yorumlar